OF HALK EĞİTİMİ MERKEZİ

CUMHURİYET MAH NO:2 OF/TRABZON TEL:0462-771-51-62

DESTANLAR

DESTANLAR



Of yöresinde çeşitli konularda destanlar yazılmış, söylenmiştir. Bu
destanlar destan geleneğini tam olarak yansıtmazlar. Bilindiği gibi destanlarda
ya kesinlikle bir olay vardır (göç, savaş, deprem, sel, kıtlık, gibi) ya da
güçlü kişiler anlatılır. Kısaca destanlar bireysel, toplumsal konuları ve doğa
olaylarını işlerler.

Of yöresinde Of’un Kurtuluşu ile ilgili söylenen destanlar daha çok dikkati
çekmektedir. Bu destanlarda işgal yıllarında ve kurtuluş mücadelesi verilirken
Of halkının yaşadıkları sıkıntılar, çektikleri acılar, göç olayları konu
edilmektedir. Ayrıca diğer konularda da güzel destanlarımız vardır. Yaptığımız
araştırma sonucu bizle ilgili olan destanları buraya aldık.



Dursun Kaptan



Dursun Kaptan Batum’dan avara etdi kalkdi

Şışurdi yelkenleri sigarasını yakdi



Pupo yelken giderken küpeşteye yaslandi

Dursun Kaptan’ı görsen sanursun bir aslandi



Taka yüklü cephane Trabezan’a varacak

Düşmanlar görür ise takayı batıracak.



Dursun Kaptan görmüştü uzaklarda bir duman

Uşaklar hep alesta her biri bir kahraman



Raftan aldı aynayı dedi ki, Gülcemal’dur

Bir horon edeceğuz kemençeyi kaldur



Gideruk yali yali  tutaruk Makriyali

Kemeri kolayladuk vur kemaneci Ali



Bir of çekeruk bir of selam olsun Rize’ye



Elli bir sefer ettuk Kuvayı Milliye’ye



Of, Sürmene, Araklı yanaştık Trabezan’a

İstiklal Savaşında çaluştuk kana kana

(Anonim)



Bu şiir, Kurtuluş Savaşı yıllarında Batum’dan yapılan cephane, silah
sevkiyatı sırasında yaşanılan zorluklar, yapılan mücadele sırasında
söylenmiştir.



Muhacirlik Destanı

Muhacirlik yıllarında  Of çevresinde söylenen destandan alınmış bir bölüm.

Of’un iskelesi bozuldu

Muhacirler hep yollara düzildi

Alnıma kara yazı yazildi

Muhacirlik şimdi bükti belumi



Of’tan çıktım başum selamet

El evine geldum kopti kıyamet

Anam ile babam sana emanet

Muhacirlik şimdi bükti belumi

(Anonim)



Ramoğlu Mustafa

Hakkında fazla bilgimiz yok. Of’un Hastikoz Köyündendir. Birinci Dünya Harbi’ne
katılmış Of ve Sürmene’de Rus ordularına karşı verilen savaşta (1916)
bulunmuştur. Daha sonra Rum eşkiyaları tarafından şehit edilmiştir. Aşağıdaki
destanda Of savaşlarını anlatıyor.



Of Destanı

Bin üç yüz otuzda taktım çantayı

Düşman öğümüzde mermi atayi

Aman kardaşlarım ordu batayi

Mevlam sen şerrinden kurtar İslamı.



İrize alindi Of’a dayandi

Kalaputamaz hep kana boyandi

Kel Ali Dağlari bombadan yandi

Mevlam sen şerrinden kurtar İslamı.



Of ile Sürmene birlik ettiler

Çoluk çocuklarla harbe gittiler

O gavur Moskof’a neler ettiler

Mevlam sen şerrinden kurtar İslamı.



Kumandan dedi ki biraz oturun

Yaralilari da seçup geturun

Ağir olanlari serin yaturun

Mevlam sen şerrinden kurtar İslamı



Karadeniz oldi Urus’un göli

Mevlam Osmanlİ’ya versana yoli

Mutbaklar kaynayi devlet kazani

Vali Trabzon’dan kesti ezani

Mevlam kör neylesin oyun bozani

MUSTAFA  dedukleri bir cahil uşak

Omuzda tüfeği belinde kuşak.

(Balaşoğlu, s. 43-44) 



Of’un Kurtuluş Coşlavı-Marşı



Coşsa dereler, kudursa dağlar,

Maziye şan verir şu Alp-Of.

Sulaklı, Baltacı dereleri,

Sultan Murat, Soğanlı dağları,

Kana boyanmış sel gibi akar,

Orada nice şehitler yatar...



Çırpınır üzgün, tasalı yine,

Karadeniz yaslı bakar



Kel Ali sırtları,bayırları,

Of’un ormansız çayırları,

Gaziler, şehitler kan yatağı

Yılmaz milis çeteler otağı

Demirkapı, Şinek, Kakort-Dernek

Ayağa kalktı yürüdü hep,

Kılıcı çaldı Moskof’un başına...



Rus’u da gelse Çin’i de olsa ,

Olur bu yerler hepsine mezar.

Yine burada yiğit Oflular,

Tarihe altın sayfalar yazar.

Cepheye koşar, babalar-analar,

Azık taşır bacılar-kızlar.

İnler şahlanır Maki boğazı

Top-tüfek gümbürtüsü,

Nara sesinden...

Selim AK



                          


Çınar Destanı



Yazı gördün güldün kışın ağladın

Kabuğunu sildin kabuk bağladın

Üç yüz sene kadar ömür sağladın

Semaya ser çektin ey şirin kavak



Gövden semalarda kökün derinde

Gölgende gezenler kalır serinde

Kaç metre boyun var sorsam birine

Otuz üç metredir,  söylenir kavak



Ağaçlar yapamaz seninle yarış

Çevren tamamıyla yetmiş beş karış

Her bir doruğundan dört tane kiriş

Herkes keşfeylemiş sende ey kavak



Seni metheylesek yetmez lisanlar

Bu söz ne demektir anlayan anlar

Sinene yaslandı bunca insanlar

Ağaçların şahı sensin ey kavak



Seni burda diken Ayşe kadındır

Camiin vakfını kuran hatundur

Kavak derler sana çınar adındır

Seni herkes böyle bilmeli kavak



Minareyi aldın yanı başına

Feneri de çektin kalem kaşına

Bunca ezanlara oldun aşina

Din’le alakan var sevgili kavak



Senin bahçen Of’ta Çifaruksa’dır

Kıblen kabe hatta Mescid-i Aksa’dır

Ömrün dokuz yüzdür sanma kısadır

Seni kayırmalı sevmeli kavak

                           
                         
DİPLOMAT

                                                   
HÜSEYİN ŞİRİN   

Sene:1942                                                



 



ERZURUM TEKMAN İLÇESİ TAŞKESEN KÖYÜNDE 10.10.1994 TARİHİNDE GECE 20.30’DAN
SONRA EVLERİNDEN TEK TEK TOPLANARAK ŞEHİT EDİLEN DÖRT ÖĞRETMENİMİZİN AZİZ
RUHLARINA İTHAF OLUNUR: 01.11.1994



 



Dört Şehit Öğretmenin Acı Feryadı



Taşkesen’de taş kesildik bu gece,

Taş kalpliler kapımızı çaldınız...

10 Ekim  Doksan dört cüceden cüce,

Dört günahsız canı zorla aldınız...



Bütün karanlığa düşman iken biz,

Kör kurşunla evimize geldiniz...

Türk’ün yüreğinden taşar bu deniz,

Ey alçaklar sizler kanla daldınız...



Bizler nur saçarken koca evrende,



Sizler kör yarasa devr-i devranda...

Sonsuzluk yoluna giden kervanda,

Bizi al bayrağa kurban buldunuz...



Ali BULUT Trabzon’lu Of’ludur,

Nurullah SARAÇ Gerze Sinop’ludur...

Şehitler sinesi nurla kaplıdır,

Biz cennette, siz arada kaldınız...



Ersoy YORULMAZ’ım Muğla Datça’lı..

Ragıp KÖSE Mersin hoş Silifke’li...

Sizler ey hainler mundar kelleli,

Gece gündüz kendinizi böldünüz...



Ahmet AYDIN sergilemiş albümü ,

Bu manzara parçaladı kalbimi;

Aşık Gözübenli yazdı celbimi,

Her iki cihanda rüsvay oldunuz,

Kendi kökünüzü kinle yoldunuz...



 



01.11.1994 Erzurum



Mustafa ÖNDER



  Aşık Gözübenli

P.K. 155 KAYSERİ

Tel:0352 223 30 67



Çoruk Destanı



İlçenin en güzel köyü Çoruk’tur

İnsanı merttir benlik olmasın

İşçisi, ustası sanatı çoktur

Köyümün eşi yok nazar olmasın



Köyde var dev gibi iki yüz hane

Kederden, dertlerden yoktur nişane

Köy için söylenir tatlı efsane

Köyümün eşi yok nazar olmasın



Sigaron bölgesi pürüzsüz düzdür

Karşıdan görünen mavi denizdir

Orayı görmeyen ne talihsizdir

Köyümün eşi yok nazar olmasın



Köyümün tertemiz havası vardır

Üstünde yemyeşil ovası vardır

Her ağaca bir kuş yuvası vardır

Köyümün eşi yok nazar olmasın.



1947 – Kasım KIROĞLU

Çoruk Köyü İlkokulu Başöğretmeni

1929 senesinde Of’ta olan sel için yazılan destan.



Sel Destanı



Dinleyin ehbablar biz yana yana

Bole bir alamet geldi cihana

Dünya yıkılacak bu bir behane

Bu işe ezelden kalem yurudi.



Heziran 24 oldi bu afata

Haneler yıkıldi çoktur telefat

Yaşasun hükümet verdi mukafat

Muhacir namina koydum yurudi.



Elbette bir kusur var idi bize

Pazarertesinde saat sekize

Salinan beşukler endi denize

Muhacir namina koydum yurudi.



Nefsi Of’a oldi bole zulumat

Haman Ankara’ya verduk mağlumat

Zarari, ziyani bakti hükümat

Muhacir namina koydum yurudi.



Hicretten döneli on yil olmadan

Yıkılan yurdumda yuva kurmadan

Zalim bir sel geldi bizi süpürdi

Varimi, yoğumi aldi getirdi.



Of halkina bakin tarumar oldi

Solakli deresi ne hale döndi

Yıkildi yuvaler haneler söndi

Şu zümrüt bayirlar cenaze doldi.



                                                       
Zevaitli Ali Haydar SÜMER 



İl Olma Adayı Of



Trabzon ile Rize’nin orta yerinde,

Solaklı deresinin son bölümünde,

Serin Karadeniz’in güney yönünde,

Sahili kucaklayan Of ilçemiz var.



Kavak camisi ününden yüce,

Merkez camileri tümünden ünlüce,

Sanayi sitesinin yanında stadyum,

Gençlerden kurulu Of sporumuz var.



İmanli esnafı mal pazarlıyor,

Ulusoy kardeşler okul yapıyor,

Sekiz adet fabrika çay üretiyor,

Çay filizi toplayan kızlarımız var.



Hacı Hasan Efendi Cansız Hocalar,

Çalekli Dursun, Aşık Hafız’lar,

Osman Turan ile Cevdet Sunay’lar,

Alimlerle dolu dergahımız var.



Of’luyuz ezelden, Of’lu ölürüz,

Aydınlık yolundan sapmaz yürürüz,

Düşmana günlerce geçit vermeyen,

Kahramanlıkla dolu tarihimiz var.



Çevresinde Hayrat, Taşhanpazarı,

Eskipazar, Bölümlü, Cumapazarı,

Çaykara, Uzungöl, Dernekpazarı,

İl olmaya ada OF ilçemiz var.



Ahmet ASLAN

Şair – Emekli Öğretmen



 



Zevaitli Kör Mustafa

(Ö. 1916)



Zevaitli Kör Mustafa 1850’lerde Of’un Zevait (Taşhan) köyünde doğdu. Destan,
türkü ve atışmalarıyla tanınan şair 1916 yılında ölmüştür.

Of’un yetiştirdiği halk ozanlarındandır. Daha çok halk türküleri ve atma türkü
alanında şöhret yapmıştır. Yöredeki düğünlerin değişmez atışma türkücüsü idi.
Bir şiir kitabı vardır.



Gurbet Destanı



Ne çıkardım gurbete

Aç kalmazdım elbette

Ah çekduğum pişmanlar



Yerine gelmez hayif

Dost olan olur zayif

Düşman olan şişmanlar



Var yüreğumda yangun

Uşaklar beni angun

Yaylada su içerken



İki kepçe lahana

Kotar da ko sahana

Benum için pişirken



Beş okka tütün yetmez

Gene efkarım gitmez

Bezdi tütün kıyanlar



Demesi kolay dilde

Ölürsem gurbet elde

Yerler seni yılanlar