OF HALK EĞİTİMİ MERKEZİ

CUMHURİYET MAH NO:2 OF/TRABZON TEL:0462-771-51-62

KÜLTÜREL YAPI



GENEL ÇİZGİLERİYLE OF’TA TOPLUM HAYATI



Ülkemizin her yöresinde olduğu gibi Of’ta da toplum
hayatının kendine özgü özellikleri vardır. Yüzyıllar toplum hayatını
biçimlendirmiş birtakım değişikliklerle bugüne taşımıştır. Her ne kadar eskinin
izleri varsa da çağın gerekleri ağır basmaktadır.



Eskiye baktığınız zaman yöremizde yaşayış biçiminde şu özellikler ön plana
çıkar. Erken evlilik, akraba evliliği, büyük aile yapısı, mirasta kızların
hakkı, sülalecilik anlayışı, gurbet olayı, doğum oranının yüksekliği, erkek-kız
ayrımı, şive bozuklukları, eğlence ve düğünlerde silah atılması, komşular arası
yardımlaşma, kadınların ağır çalışma şartları vb.



Günümüzde yaşama biçimi oldukça değişmiştir. Temel alt yapı hizmetlerinin
tamamlanması, çay tarımının yaygınlaşması, sanayi kuruluşlarının artması,
eğitim-öğretime verilen önem ve gelir düzeyinin yükselmesi, ilçemizde kırsal ve
kentsel yaşamdan modern yaşama geçilmesine neden olmuştur. Bunda ulaşım
imkânlarının yeterliliği, nüfusun büyük kentlere sürekli olarak gidiş-geliş
şeklindeki akımı, kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması da belirleyici
olmuştur.



İlçemizde kent ve kırsal kesim arasında sosyal ve ekonomik yönden eskiye göre
büyük ölçüde dengesizlik yoktur. Toprak ağalığı, tarikat şeyhliği, aşiret reisliği
gibi toplumsal kurumlar bulunmamaktadır. Ancak bazı eski ve köklü aileler
arasında kabile birliği ve tutumu görülmektedir. Fakat bu aileler arasında
kesin çizgiler yoktur. Kız alış-verişi, komşuluk ilişkileri ile gelişen toplum
yapısı var olan bu çizgileri de yumuşatmıştır.



Aileler ekonomik bağımsızlığına sahiptir. Toplumsal yapının bu görünümü ile
belli bir gelir düzeyine ulaşması toplumu hızla ana-baba ve evlenmemiş
çocuklardan oluşan “çekirdek aile” yapısına doğru götürmektedir. Evlenen erkek
çocuk genelde ayrı ev kurar. Evlenme yaşı erkeklerde ortalama 20-25, kızlarda
17-22 yaşlarıdır.



Eskiden ilçemizde geniş aile yapısı vardı. Geniş ailede dede, nine, anne, baba,
çocuklar ve gelinler bir arada yaşardı. Evin geçimini ailede bir bazen iki kişi
sağlardı. Genellikle yeterli olmayan tarıma dayalı bir geçim şekli vardı.
Araziden alınanla idare etmeye çalışılırdı. Evin erkeklerinden gurbete gidip
para kazananlar da olurdu. Böyle bir aile tipinde gelin kaynana ve gelinler
arasında az da olsa huzursuzluklar yaşanırdı. Çekirdek aile tipiyle bu
huzursuzluklar oldukça azalmıştır. Geniş aile tipi tamamıyla ortadan kalkmış
değildir. Ekonomik bağımsızlığına kavuşamayan ya da eskiye çok bağlı tutucu
ailelerde hala devam etmektedir.



Evin genel yöneticisi erkektir. Kadınlar ikinci planda söz sahibidirler. Bu
yörede “ataerkil” aile yapısı geçerlidir. Anne baba ve büyüklere karşı saygı
duyulur. Ayrılan kardeşler isterlerse anne ve babalarıyla oturabilirler. Ancak
anne ve baba genellikle küçük oğullarının yanında oturmayı tercih etmektedir.



Evin iç işleriyle (çocuk bakımı, yemek pişirmek, bulaşık-çamaşır yıkamak, bazı
tarım işleri, hayvan bakımı gibi) kadın ilgilenir. Eskiden bir ailenin 3-5
ineği varken, bugün çok az ailenin ineği vardır. Ağır işlerle erkek ilgilenir.
Ancak erkek dışarıda çalışmak, para kazanmak zorundadır. Bununla birlikte son
yıllarda kadınlar da dışarıda çalışıp eve maddi imkân sağlamaya başlamıştır.
Yeterli tarım alanı olmadığı için erkek ya da aile tümden büyük şehirlere
giderek geçimini sağlamaya çalışır.



Evlenen çiftler evlenmeden önce bir söz kesme ve nişanlılık dönemi geçirirler.
Düğünler ilçe merkezinde düğün salonları ya da evlerde dini merasim şeklinde,
köylerde ise kına gecesi ve düğün olmak üzere yöresel geleneklere göre yapılır.



Yörelerde doğum olayı da önemlidir doğum aile ve yakınları için sevinç kaynağı
olur. Ancak bu yörede erkek çocuğa daha fazla değer verilir. Erkek oluncaya
kadar çocuk doğumları devam eder.



Halkın eğlence şekli nişan ve düğünlerde yapılan mahalli törenler ile yaylaya
çıkışlarda yapılan şenlikler olarak kendini gösterir. Bu düğün ve şenliklerde
kemençe eşliğinde horon oynanır. Şimdilerde spor karşılaşmaları sonunda –özellikle
Trabzonspor’un aldığı galibiyetler sonrası- eğlence boyutları daha da
genişlediği, havaya kurşun sıkılarak tehlikeli boyutlara vardırıldığı
görülmektedir.



Gelenek ve göreneklere olan bağlılık eskisi kadar güçlü değildir. Hayat
şartlarının değişmesi, eğitimin etkisi, ekonomik yönden güçlenmeler, iletişim
araçlarının yönlendirilmesiyle geleneklere bağlılık azalmıştır. Bunun yanında
yabancı turistlerin, özellikle sarp kapısının açılmasıyla gelen yabancıların
halkımızı bazı yönlerden etkilediği gözlenmiştir. İnsanlar kapalı ve çekingen
durumlarını terk etmişlerdir.



Halkın giyim kuşamı giderek modern bir görünüme dönüşmektedir. Erkeklerin zaten
giyim kuşamı moderndi. Ancak kadınlarımızın bir kısmı keşan, peştemal gibi
yöresel giysileri halen devam ettirmektedirler. Geleneksel eski giyim kuşam
bazen düğün, yayla şenliklerinde, milli günlerde ve yüksek köylerde yaşayan
halk arasında zaman zaman yaşatılmaktadır. “Zıpka, laz donu, sabuk, çaruk,
yelek” erkek giyiminin, “peştemal, keşan, yazma, fistan” kadın giyiminin
geleneksel görüntüleridir.



İlçemizde görülen bazı inançlar genellikle nazar, uğur, uğursuzluk, doğa ve
doğa olaylarına ilişkindir. Ayın doğuşu verimlilik, yenilik ve uğur
belirtisidir. Ay yeniye geçmeden tohum ekilmez, tarla biçilmez. Gökkuşağı çıktığında
altından geçenin cinsiyetinin değişeceği, (çocuklarda) cin ve şeytanla ilgili
inanışlar, nazar ve nazarlık takma, al basması, ay kesimi, gece gelinlerin
bulaşık sularını kapıya dökmemeleri gibi inanç ve uygulamalara az da olsa
rastlanmaktadır. Bu inançlar kent merkezinde zayıf köylerde daha güçlüdür.



Yörenin coğrafi konumu, iklim ve bitki örtüsü, yapı tekniğinin şekillenişini
etkilemiştir. Geleneksel mimari kendini iç kesimde az da olsa göstermekle
beraber, kıyı ve ilçe merkezi giderek artan oranda görülen yıkımlarla, yerini
beton binalara bırakmıştır. Bu çok katlı yapılanma kırsal kesimlere de
sıçramıştır. Artık geleneksel eski Türk evleri yok olmaktadır. Arazi yapısı
nedeniyle köylerde evler dağınıktır.



Karadenizlinin yardımsever olduğu bilinir. Komşular her konuda bir birine
yardımcı olurlar. İmece olayı yaygındır. Köy yolları, camiler, okullar imece
usulü ile yapılırlar. Fındık toplamak, ayıklamak imece usulü ile yapılır.
Kur’an kurslarının tüm ihtiyaçları halk tarafından ortaklaşa karşılanır. Fakirler
korunur, evlendirilir, okutulur. Düğün, cenaze, bayram gibi törenlere halk
katılır, yardımcı olur. Acılar paylaşılır, sevinçler birlikte yaşanır. Çay
kırımında, tarla-bahçe bellenmesinde komşular yardımlaşır.



Eskiden mısır ufalarken, fındık çıkarırken komşular akşamdan toplanır hem
çalışır hem de sohbet eder, fıkra anlatır, türkü söyler, neşeli saatler
geçirirlerdi. O günler şimdi özlemle aranıyor.



Her Karadenizli gibi Of halkı da çalışkandır. Özellikle kadınlar daha
çalışkandır. Evin, tarlanın, bahçenin, ahırın işlerini hep kadın yapar. Erkek
genellikle ağır işlerde çalışır. Fabrikalarda, çay alım yerlerinde işçidir.
Tarla beller, ağaç keser odun yapar. İnşaat kurar, ustalık yapar, dışarıda
çalışır, gurbete gider, ticaret yapar. Kadınlar ise ev işlerini, çocuk
bakımını, inek bakımını, tarla işlerini, çay kırmayı, fındık toplamayı
üstlenir.